Okyanus Odalar-1


yitik cümleRoman Kahramanının, anlatıcısının arkasından iş çevirmesi ve onun dedikodusunu yaparak kendi sırlarını herkese anlatması…

Baş kadın kahraman, Filiz Toprakizi (Güneyoğlu) anlatıyor:

Sokağa çıkıyordum.
Günler vardı ki, o cümleyi arıyordum.
Her yerde.
Yitirmiştim.
Ya da hiç bilmemiştim ve o cümle -eğer bulursam-tabula rasama bir güneş gibi doğacaktı.
Her yerde olabilirdi: Çamaşıriplerinde, park etmiş arabaların altlarında, gevrek tezgahında -ya da simit- ya da onun susamında, burnumun direğine tekme savuran ayazda, uçları aşınmış siyah pabuçlarımda…
Pek çok yere de bakmıştım: Oraya buraya çalkalanan denize, nargile fokurdatan uyuriçer sefakeşlere, keskin bir krom bıçağı andıran gökkubbeye, saçakta tir tir titreyen serçeye… Pek çok şey koklamıştım: Toprağı, kahveyi, koltukaltlarımı, çoraplarımı, ütülü yastık kılıflarımı… Tadarak bulamazdım, iştahım yoktu. Dokunarak: derim sadece sıcak ve soğuğa duyarlı.ııh bulamıyordum. O cümleyi çok aramıştım ama karşılaşamadık vesselam.

Kapı çal-ma-dı.
Ben açtım, çıkmak için.
Yabancı bir adam.
Kurye. (tür:taşıyıcı)
bana kocaman bir hediye paketi taşımış.
Otomata basmazsa yüzünü göremeyeceğim -basmıyor-
Dizimin üzerinde kağıdı imzalıyorum
Paketi içeri alıyorum. Yere bırakıyorum.

Paltomu çıkarttım.
Yere çömeldim. Ne geldi, kim gönderdi acaba? Bilmem. İstanbul yazmışlar kartonun üzerine. Peh! saçma! İstanbul mu gönderdi bu paketi bana?

Kocaman kare bir kutu bu…
Düşlemeye çalışın. Kare bir paket alıyorsunuz, neredeyse bir metre kare ve kare… açınca bir bakıyorsunuz ki, bir dilim deniz yollamışlar size. Çivit mavisi, su gibi dağılgan… Sonra bunun bir elbise olduğunu görüyorsunuz. Denizi üzerinize alıyorsunuz. Hemen altında lacivert bir kutu -hani şu içinde muhakkak kolye vardır dedirtenlerden- ki içinde kolye var. Safir. Göz yaşı gibi. Bir buz damlası gibi… Sonra iki tane mektup çıkıyor.
Bakıyorsunuz ki, bu hediyeler babanızın marifeti… Kaybetmekten ödünüzün koptuğu adam -hiç değilse benim için- yollamış bunları.
Zarfların üzerinde rakamlar yazıyor: 1 ve 2
1 numaralı olanı açıyorsunuz. Çok özel olduğu için ne yazdığını tamamen anlatamam ama şu cümleleri yalnız ben bileceksem, bunu yazıktan sayarım:,

Hayat sana, seni tüketecek sürprizler yaparken sen üreterek ona kafa tuttun. Bundan asla vazgeçme ve buna sahip çık kızım…
Mavinin sana bir su damlasını anımsatmasını istiyorum. Yaşamsal, taze, derin, duru… Bu mavi ile bir arada durduğunda sen de üretmenin kutsallığını anımsatacaksın.

vazgeçtim sokağa çıkmaktan. Boşuna olurdu. Bulmuştum romanımın son bölümünün, ilk cümlesini. İşte bana kendisini gösterdi.

Yazdım: “Bir su damlasıdır yaşamayı insana anımsatan ve o su damlasıdır bazen yaşamak ve insan arasındaki duru, derin ve gerçek bağı kuran”

Kendim için soluk alır gibi yazdım, babama soluk verir gibi yazdım.

gözyasi

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under o k y a n u s o d a l a r

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s