Yalnızlar Kahvesinde Bir Oturak

oturakNasıl hayin olunur onlara sormalı
Kaldı ki ben nankörlüğü bile öğrenemedim.
Hayin dedin mi
Yalnız sırtım sızlıyor
Sırtımda bir bıçak yarası

cık
açmasınlar ağızlarını
Ders almayanların öğretmenliği yavandır ya,
bu yüzden her sözleri “âhkâm” oluyor.
Kaldı ki hakikat
Nerdee?
Yalanın ilham perileridir onlar
Geçmişi unutur yarım akılları, kinleri unutmaz
Kişiliksizleşir başka hafızaların insafında
Aldanır, aldatmakta usta olduğunca
Sarhoş ağızda bekleyen en kutsal dua gibi
Eğretidir sevmeleri
Bilmeleri eğretidir,
Eğretidir nefretleri.
Kuyruklarına basıldığınca cıyaklayacaklar
Sen ölmüşsen
haykırmışsan
Yanmışsan
Nafile…
Ortak yokmuş! ekmek yoksa, bildim…
Ortak yokmuş! verecek şöyle elle tutulur bi’şeyler…
Ortak yokmuş derdine, bildim…
ÇÜnkü onlar
Olmamışlar, oldurulmuşlar
Öldürülmüşler
Ve kabul etmişler, maksat rahatları bozulmasın
Unutmak nedir onlara, reddetmek, üstünü çizmek
Bir kaleme bakar,
bir dudak bükmeye…

Hele şimdi kendime sorayım ne yaparım onlar için diye
Kılım titremez,
Yerinde yeller esiyor tamir çabasının
Kalemim bile zor zahmet kımıldıyor
Öfke mi?
Severken vardı…
Vazgeçmişler kahvesinde yeni bir müdavim
Acı
Kesif
Acı
ve kesinlikle Acı (biliyorum daha önce söyledim)
kahvesini yudumluyor,
Yanında oturan ve nasıl olduğu hiç de umurunda olmayan
kişiye anlatıyorum:
Vaktiyle didinmiştim
Can hıraş atmıştım kendimi
Meğer nafile
Ne kuşlar durmuş idi ağzımda, görmediler
Hele biri var ki,
Çırpınıp durdu göğüs kafesimde
Eh üstad,
Gitmek manidar olacaktı
Kalmak ise teslim olmanın soluğu
Vazgeçmekti en münasip olan
Bir ağız dolusu siktiri çekip
Çekildim ne üdüğü belirli dünyama

Bildim
Ortak yoktu… Duyan, işiten.. Yoktu!
Küçülttü onların mercekleri
Beni yutan dev dalgaları
Alçalttı, hiçleştirdi
Bir dandik ağlama hakkımı da aldı elimden
Yerine ağırlığınca hicap verdi
Yok etmek nedir ki onlara
İki kelâma bakar, bir yüz çevirmeye
Bir tekmeye
Öyle ya, cümlelerime savurdular bir kaçını
Devirdiler cümlelerimi
İçinden kederler oluk oluk akıp gitti
Sessiz gitti bu kez
Bildi
Ortak yoktu
Dinleyen yoktu
Duyan yoktu

Şu sırtımdaki bıçağın sızısından
Na bir de vazgeçmişler kahvesindeki gıcır sandalyeden başka bir bokum yoktu
yok
yok
Sen de yoksun artık hayatımda,
Bu da sana veda hutbesidir

Ezgi Uzmansel
24.05.2009/Pazar Mersin

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Lirik Teferruatlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s