Orospu kim?

dayAfter_3Küfretmek için açtım ağzımı…

Şöyle okkalı bir küfür için hani. Bana gore, bir kadına söylenebilecek en yaralayıcı sözlerden biriydi ‘orospu’. Ben de bunu seçmiştim söylemek için! Sonra durdum… Henüz seslemememiştim. Ancak kelimedeki hırçın ve sert vurgu belleğimde çınladı. Bu da durdurdu beni. Orospu! Kalın ve yuvarlak seslerin devrilişini duydum. Henüz seslemeden duydum o tok çarpma tınısını. Ne için söyleyecektim bu sözü ben… Kime söyleyecektim ve bunu söyleyerek kimi yuvarlayacaktım yüksek bir yerden ve kimden gelecekti o tok çarpma sesi… Arlanmaz, utanmaz, bayağı, sahtekâr birşeyler yapmış olmalıydı bu sözü söyleyeceğim kişi öyle değil mi? Ama peki ya bir orospu…

Gerçekten kimdi orospu?

Vücudunu satan her kadına söylenen bir şeydi öyle mi?

Şimdi bu yazıyı yazmaktayken, bilgisayarım ince, yeşil, tırtıklı bir imle beni uyarıyor. Sağ tıklıyorum, o da biliyor ve bana diyor ki: ‘Argo veya kaba sözcük’

Demek öyle sevgili bilgisayar, peki hiçbir orospu ile karşılaştın mı?

Peki Ezgi, orospu diye küfür edeceksin madem, sen hiçbir orospu ile karşılaştın mı?

Iııh…

Hayır, karşılaşmadım.

Biz, sözüm ona temiz kadınlar sokakları gürültümüz ve günlük telaşelerimiz ile pislettikten sonra güvenli evlerimize çekiliriz. Ve bizim pislediklerimizi temizlemesi başka kadınlara kalır.

Biz doğurduğumuz oğlan çocuklarını pisletiriz. Onlara öyle yüceltilmiş kimlikler veririz ki, bu kimliğin arkasından yürüye yürüye tecavüz ederler, hakaret ederler, satarlar, pazarlarlar, aşkı küçümser, parayı/sömürüyü yüceltirler… Dayak attıklarında alkışlarız onları, şiddetle pisletiriz. Eller veririz onlara. Vursunlar, atsınlar, sarssınlar, yıksınlar ve kirletsinler diye… Ama yürekleri küçücük kalır, büyüyen elleri ve penislerinin gölgesinde. Aldatırlar onlar, yürüyen yalanlar yetiştiririz biz çünkü! İsim vermekte ne var: Onlar aldattığınca çapkındır. Düşüp kalktığınca erkektir. Pislendiğince vardır onlar… O pisliği temizlemesi bazı kadınlara kalır.

Biz koynumuza aldığımız adamları pisletiriz. Dünyalığımızı alabilmek için sokarız koynumuza onları, bizi bırakmasınlar, gitmesinler, eve getirdikleri ekmeği eksik etmesinler diye… Yoksa daha ucuza giden bizler miyiz diye soracak yüreklerimiz yok olur, hesaplarımızın gölgesinde. Aşktan geriye ten kalır, o da yiter bir sürenin ardından. Biz tensiz hesaplı kadınlar bir yanda pür-i pak  kalmanın çirkefindeyken onlar başkalarının tenini pisletir. Pislik temizlemesi hep “başka” kadınlara kalır…

Sevişmek sevmekten gelmediği müddetçe, orospu değil midir her kadın biraz? Bir nikâha mahkûm ettiğinde sevişmeyi, bir karşılık, bir eşik beklediğinde kendini sunmak için… Kalbimi veririm, vücudumu asla diyen biz temiz kadınlar kirletiriz tamamlanmayı. Küçük ve kirli görürüz sevişmeyi. Kutsal olan bize, kirli olansa başka kadınlara kalır.

Eh ne de olsa evlenilecek kadın ve eğlenilecek kadın vardır, değil mi ama?

Oysa –hiç sevmem ama doğru söze ne denir- Teomanın da –bir fahişenin ağzından- dediği gibi: Bedenimi sattım, ruhumu satmaktansa…

Ve ruhsuz kadınlar evlerinde, birilerinin kaderini orospulaştıracak erkekler yetiştirir. Ben gibiler de, küfretmeye geldiğinde “orospu” demeye yeltenir.

Söyle Ezgi, orospuluk sokaktakilerinse küfredeceğin kişilere ne kalır?

Sanırım, kalsa kalsa orospu kadar olamamak kalır. Ne de olsa, orospuluk –hiç sevmem ama- Teoman’ın dediği gibi, ruhunu sakınan ama ne yazık ki bedenini satmaya mecbur kalan kadınların mahlasıdır.

Resim: Edvard Munch (The day after)

Reklamlar

11 Yorum

Filed under Asıl mesele...

11 responses to “Orospu kim?

  1. semra

    muhteşemmm.okudum bidaha okudum güzel ezgi:)))

    ama ne en çok hoşuma gitti biliyo musun?

    ”Sanırım, kalsa kalsa orospu kadar olamamak kalır.”

    çok güzel yazmışsın bu kadar olduğunu bilmiyodum.artık yazılarının abonesi olacağımı biliyorum ama.(her cümleyi benim yerime yazmışsın)

    amaç bu değil mi zaten.okuyucu yazıyı okurken kendini bulmalı ve yazının içine girip orda yaşamalı.

  2. burkay:)

    o gün konuştuklarımızın üzerine böyle bir yazı yazdın demek. ama ben o gün şöyle birşey de demiştim hayat oruspulaştıkça özgürleşir. herkes biraz oruspu olsa ne güzel olurdu dimi kardeşim…

  3. ÇEKİRGE

    2 türü vardır bu kavramın;
    Birincisi ruhen olandır. Sahtekar, namert, entrikacı, namussuz.. kötü yüreklilik hakimdir hareketlerde..
    İkincisi bedenen olandır. Namusludur bence, en azından çalışıp karşılığında parasını kazanmaktadır. Merttir, düzdür…
    Hangisine sahip olandır acaba gerçeği???

  4. recepkalas

    “…
    Sevişmek sevmekten gelmediği müddetçe, orospu değil midir her kadın biraz? Bir nikâha mahkûm ettiğinde sevişmeyi, bir karşılık, bir eşik beklediğinde kendini sunmak için… Kalbimi veririm, vücudumu asla diyen biz temiz kadınlar kirletiriz tamamlanmayı. Küçük ve kirli görürüz sevişmeyi. Kutsal olan bize, kirli olansa başka kadınlara kalır…”

    b e ğ e n i ve ö t e s i…

  5. taylan kumeli

    Önyargılar sözcüklere dönüştügünde; ahlak süzgecimizden gecmiş dilimizde kıvranıyor demektir.O sözcük artık yalnızca bir imge değil; kendimize yakıstırmaktan uzak tuttugumuz bir gercektir …ama gercektir

    O gercegi yaratanlarsa kendiyle yüzleşmekten korkup “namusu” cok basit figurlerde arayanlardır. Bazıları da kendini ne şık bır kıyafete ,ne yüzüge ne cantaya,ne ayakkabıya satmıyacak kadar yuce sever.

    sevginin içindeki cinselliği ilahlastırır ama yavan yasar gerçeğe dönüştüğünde… Bu fark, sade ve basıt arasındaki ince cızgı gıbıdir…

    ellerine saglık

    harikaaaa

  6. Murathan Yıldırım

    çok komik bir yazı ya sen harcanıyorsun buralarda, görende mit mezunu 5 dil biliyor sanır sen önce küçük gördüğün insanların yüzüne bakmayı öğren.

    • Ben bu yorumu bana ve yazıma yapmadığınızı varsayıyorum. Çünkü “ilgisiz” bir yorum olmuş. Öncelikle kimseyi küçük görmediğim ve üstelik küçük görenleri de eleştirdiğim bir yazı bu. Öte taraftan değil MIT mezunu olmayı , hiç bir teknik okula gitmeyi arzu etmedim. Eğer etseydim, bu uğurda çabalar ve inanıyorum ki başarırdım. Mezun olduğum okulu, diğer başka hiçbir okulla kıyaslamadan veya onlara göre üstün görmeden seviyor ve sahipleniyorum. Hepsi bu kadar. Beş dil meselesine gelince bana göre bildiğim üç dil bana şimdilik yeter. Ama dediğim gibi, sanıyorum bu yorumu siz bana ve yazıma yapmamışsınız, bir karışıklık olmuş olmalı. Saygılar.

      • Murathan Yıldırım

        evet sanırım uslubumu biraz aşmışım yorumumu okuyunca daha net gördüm lakin Tolga beyede yazdığım gibi kaleminiz toplumun geneline hitaptan uzak ama sakın yanlış anlamayın ben insanları mutlu etmek için onların istedikleri gibi yazın! demiyorum sadece hassasiyetleri değerlendirerek yazmak lazım diyorum. yazınızın her kadına yüklediği kimliği değerlendirmekte güçlük çekiyorum yoksa benim başlıkla filan derdim olamaz. herkes kendi çapında kalarak yazmalı, yazarlığı bu açıdan masonluğa benzetiyorum.

      • Murathan Bey,

        “en insanları mutlu etmek için onların istedikleri gibi yazın! demiyorum ” diye bir cümle kurmuşsunuz. Bu cümle dahi sınırı aşmaktır. Kimse bana zaten nasıl yazacağımı söylemesin. Dileyen okusun, dileyen okumasın; bunun dışında yazdıklarıma karışmak çok ciddi bir hamledir. Çocukluğumdan beri yazıyorum, 12 senedir de bu iş için ciddi alın teri döküyorum. Rica ediyorum bu kafa karışıklığı ve saldırganlıkla bir daha yazılarıma, bana ve okurlarıma yaklaşmayın. Masonluktan ne anladığınızı da bilmiyorum, yazarlığımı niye masonluğa benzettiğinizi de. Ama sanırım, bunu sizinle tartışmayı istemiyorum. Eminim başka platformalarda bu konuyu sizinle konuşacak kişiler bulabilirsiniz. Ama benim blogum bu amaca hizmet etmiyor. Saygılar.

  7. Tolga

    Yazıyı da okudum son gelen yorumu da. Her zamanki gibi ikiyüzlülükten uzak, cesur yazmışsın. Tebrik ediyorum. Bizde de bir takım edebiyat bağnazları var; bilirsin. Yazının başlığında ya da içerinde müstehcen bir sözcük görsün tamamdır. Hemen başlar çiğ uslupla yorum yazmaya. Hiç dikkate almamanı ve motiveni kaybetmemeni dilerim…

  8. Ahu Buldum

    Bu yazi bu kadar sert olmak zorundaydi bence de. Sorun su ki bu ulkede erkek olma-kadin olma sorunsali o kadar dusunulmemis,o kadar oylece duruyor ki;elestiri de daha once hic karsilasilmamis olan tarafa geliyor. Kimse “orospu” taniminin bir kadin tarafindan buyutulmus bir erkek tarafindan olusturulmus oldugu fikrine tahammul edemiyor. Ama azicik konuyu kisisellestirmeyip; disaridan bakabilirsek Ezgi’nin ne kadar hakli oldugunu goruruz diye dusunuyorum.
    Yine cok mutlu oldum Ezgi bu yaziyi okurken. Cunku en azindan 1 kisi bile acaba dese onemli diye dusunuyorum. Eline saglik…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s