Sormak… Yalnızca Bir Kez…

İlk sorum şu,

Eşyalar üzerinden değer yargıları oluşturur musunuz? Kırılabilir, yırtılabilir, yanabilir nesnelere anlamlar yükleyip bu nesneler uğruna canınızı feda edip, can yakabilir misiniz?

Bütün bunları yaparken, hiçbir şeyin insan hayatından daha kıymetli olamayacağı gerçeğini “gönül rahatlığı” ile ıskalayıp, anlam için kan döker misiniz? Yalnızca anlamın kendisi için…

Peki bu esnada “anlamlar kimin içindir?” sorusunu sormayı da unutur musunuz? Sahi, anlamlar kimin içindir? İnsanlar için değil mi yoksa? E, peki insanı ortadan kaldırmak, bir insan tarafından yaratılmış bir anlam için insanları yok etmek edimi başlı başına ANLAMSIZ değil midir? Bir eşya üzerinden değer yargıları üretmek, eşyanın sonlu yapısını unutarak onu kutsallaştırmak çok tehlikelidir. Çünkü eşyalar KULLANILIR, zedelenir ve sonlanırlar… İşte bir nesnenin başına bu geldiğinde sırtına yüklenen anlam ve değer kalabalığı da zedelenir. İnsanlar ve dahası onların fikirleri üzerinden değer oluşturmanın hükmü daha yüksektir…Yüksektir ama…

İkinci sorum şu,

Çok akıllı bir insanın fikirleri üzerinden değer yargıları ürettiniz mi?

Peki çok akıllı ve kıymetli de olsa bir insanın yalnızca “insan” olduğu gerçeğini bu yargıları oluştururken zihninizin bir köşesine kaydettiniz mi? Yani müthiş fikirler ya da eylemler üreten bir kişinin de nihayetinde tuvalete giden, gaz çıkartan, uyurken horlayan, dişinin arasına kaçan çekirdek kabuğundan rahatsız olan birisi olabileceğini de bu değer kurma eyleminize eklediniz mi? O kişinin de pekala güzel bir şarkıdan etkilenip ağlayabileceğini, poposunun arasına sıkışan külottan rahatsız olabileceğini de hesaba katmış olmalısınız… Demek ki, isimlerin bir yerden sonra pek de anlamı yok. Sonuçta bu ismi taşıyan insan, az önce bahsettiğim insani özellikleri de taşıyor… Fikirleri çok çekici, çok ikna edici ve hatta çok destansı olabilir ama bu kusursuz olduğunu gösterir mi?

Üçüncü sorum şu,

Bir fikir ne kadar özgürlüğü ve özgünlüğü içinde barındırsa da, bir olasılıktır. Yani, olabileceği gibi olamayabilir de… Siz hiçbir fikrin çekiciliğine kapılıp, değer yargılarınızı bir fikre zincirlediniz mi? İçerdiği özgünlük ve özgürlük bileşenlerine aldanarak, o fikirde tutuklu kaldınız mı? O fikrin kendisinden başka her türlü fikre kapınızı kapattınız mı? Kapılarınızı yani belleğinizi, gözlerinizi, kulaklarınızı… Anlamak ya da bilmek yerine bir fikre İMAN ettiniz mi? Kusursuzluğuna gözü kapalı iman ettiniz mi? Bağımlısı oldunuz mu? Bağnaz oldunuz mu? Size verilen, bilincinizin altına üstüne, ince ince nakışlanan bir çok cümle olduğunu düşündünüz mü? Çok cazip cümleler… Her cümle bir düşüncenin ürünü değil midir? Her düşünce bir insan ürünü değil midir? İnsanlar kusurlu varlıklar değil midir? O halde her düşüncede kusurlar olması mümkün değil midir? Peki, fanatizm neyin nesidir? Kusurlu bir yapıya fanatikçe bağlanmak, yapıyı mı kusuru mu yüceltir?

Bir tarafta olmak, rengini belli etmek çok önemli… Bağnaz olmak ve kaypak olmak kutupları arasında gidip gelmeye mecbur değildir kimse. Fikirler söz konusu olduğunda mecburiyet olmamalı belki. Ne de olsa, olasılıklar evrenidir içinde yaşadığımız… Önümüzdeki tuzlu su, bizim için ölümcüldür belki ama balık için yaşamsaldır. Bu suya nereden baktığımıza bağlı. Suya bakabilmemize bağlı… Yani gözlerimizi kapatmamamıza… Bu bakımdan tikel saplantılar yerine tümel bakış açılarını takip etmek; tek tek nesnelere, kişilere, fikir kalıplarına anlamlar atfetmek yerine daha kucaklayıcı ve kapsayıcı açıları yakalamaya çalışmak önemli değil midir?

Bana cevap vermek zorunda değilsiniz… Cevap vermek zorunda bile değilsiniz. Bazen sormak daha kıymetlidir. Cevap duraksa, sormak devinimdir. Taşlar dursun yerinde, biz ayaklarımızın üzerinde yükseldik çoktan… Yürümek varken, durmak niye? İnsan olmayı taş olmaya tercih etmek niye?

Reklamlar

2 Yorum

Filed under Teferruatlar

2 responses to “Sormak… Yalnızca Bir Kez…

  1. taylan kumeli

    Niye olacak canımın içi korkaklıktan…hiç birsey olmaktan…baskalarına,esyalara,sözlere sıgınıp kendi yoksunlugunu görmeyi reddetmek için …hiçbirsey bile olmadıkları için…

    Üstelik uyarıldıkları zaman kendilerini haklı görüp anlamlandırdıkları hiçlikleri içinde kaybolmak için..Sen farkıdasın ve öyle olmaya devam et canım…Hangimiz 5 metre kefenden baska birrsey götürebildik?hengimizin mezar taslarındaki isimleri bilmedigimiz diger dünyada birseyler ifade etti?

    Ne kaldı sadece yanımıza…okuyarak yüklendiklerimiz,gezerek renklendigimiz
    anılar…onlar ne kırılır ne ufalanır ne de calınır…

    Bilgi ve farklılık yolculuguna devam et nar tanem…yerin belli …ANLAYANA…

  2. Öznur Gökhan

    Sormak bir ömür sürer, es geçmek bir dakika…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s