Hep değişir umudu ile…

Zehrini akıtması için çatal dilli yaratılması gerekmedi…


Beni yaşamaktan soğutan bir şey var… Hayat çıkıntılı. Bir yanımla iyi ki de öyle diyorum, zira çıkıntılarından tutunuyorum ona. Öte yandan pudra-pembe rengin yelpazemden silindiğini, gözümün önünden yitip gittiğini de görüyorum. Sarıağızlı kırlangıç yavruları, üzerinde nilüfer yüzen havuzlar, -bazıları hariç- güzel şarkılar, parçalanmış bir mercanı andıran terra-rosa resmimi terk ediyor. Ne vakit elimi şen bir kahkahaya uzatacak olsam, ışıklar sönüveriyor; ortalık yeniden aydınlandığında ne neşe yerinde oluyor ne kahkaha…

Kimselere düşlerimden söz etmiyorum artık. Çünkü söze bürünen her şey sihrini yitiriyor, maddeye bulaşıyor. Anlamı hiçleştiren gözlerin insafına sunamıyorum resimlerimi ancak göstermediğimde de ortalık kararıyor ve yeniden aydınlandığında ne renkler yerinde oluyor, ne de düşlerim…

Beni yaşamaktan soğutan bir şey var. Hesapsız kitapsız kalkıştığım bütün sevme eylemlerinden düş kırıklığı yontuyorum. Kendimi apansız kurulan mahkemeler önünde buluveriyorum. Hesapsızlığın bedeli olur mu oysa? Oluyor. Hırçınlaşıyorum, sularım bulanıyor. Hâlbuki ben ırmağın yeniden ve arınarak –arıtarak- akıp gidişini seviyorum. Irmak hesap yapmıyor.

Kent başıma devrilecek sanki. Kulağımı yaslayıp gövdesine, gürültüsünü dinleyecek oluyorum. Beni hisseder hissetmez ölüyor. Hâlbuki yaşatmayı –ve yaşamayı seviyorum. Bütün yüzsüzlüğümle seviyorum üstelik. Ama onun da bir sınırı var, öyle ya.

Beride duran sayfaları çevirip duruyorum. Yahu, hayatım bir badireler yığını mı? Günlüklerim, sayfalar dolusu şikâyet ve hüsran mı? –Biri hariç- bütün seçimlerim yanlış mı olur ve bütün yanlışlarım zaten tek tük olan doğrularımı hiç acımadan alır götürür, öyle mi? Yüreğim sıkıntı kumbarası mı? En tutumlu ve işini-bilir tavrıyla tasa biriktirmekte mi?

Madem bu kadar boktan bir işe dönüşebiliyor yaşamak dediğin, o halde neden basıp gitmiyorum, hemen şimdi şurada?

Aşk.

Hayatta kalmak, kadının erkeğe duyduğu aşka benziyor. Tıpa tıp. Bir erkeği, vurdumduymazlığı, aşka paye vermezliği, sırtını dönüp uyuyabilme direnci ile hayatına kabul eden kadının yakarısı gibi hayattan şikâyetimiz. Erkekteki ten ve madde tutkusunun ardında, başka bir gerçeğin olduğuna inanmak için çırpınan kadınlar gibi duruyoruz yaşamın karşısında. Sanki onun da ardında  başka bir gerçek var: Çirkinin ardında güzel, güç olanın ardında rahat, kavganın ardında sevgi, kaosun ardında kosmos var. Saklı “iyi”, görünen “kötü” ile kabuklanmış ve bu kabuğu sanki şikâyet ederek kırmak mümkün sanıyoruz. Hatırlasanıza sevgili hemcinslerim, onlar sesinizi duysun diye neler yaptınız? Kimlerin omzunda ağladınız? Kaç kere saçlarınızı kestirdiniz, kaç kere dil döktünüz, kaç gürültülü kahkaha koyverdiniz? “Hep değişir umudu ile…” diyerek kaç cümleye başladınız…

Değişti mi?

Ya siz değiştiniz mi?

Umudunuzu yitirdiniz mi?

Beni yaşamdan soğutan bir şey var. Gece yarısından sonra balkabağına dönüşmüyor hayat. Gazinocular Kralı gezmiyor sağda solda. Bir gün aniden esrime gelip malum olmuyor şifreler. Rüyanıza faturaları ödemeniz için vahiyler gönderilmiyor. İnsanlar, dökülen kanı şıp diye unutuyorlar ve bir daha kan dökülmesin diye herkes kapısının önüne çıkıp elele tutuşmuyor, kardeşlik türküleri söylemiyor. Kafasına saksılar düşmüyor hataseverlerin, hatalarını anlasalar da anlamazdan geliyor insanlar, değişmek şöyle dursun ders almıyorlar. Ben şikâyet ettim de, “Hep değişir umudu ile…”

Değişir mi?

Sizce?

* Print works belong to Little Fox, named Little Ball Of Yarn Print

Reklamlar

2 Yorum

Filed under Teferruatlar

2 responses to “Hep değişir umudu ile…

  1. Çekirge

    Şimdiye kadar okuduklarım içinde en vurucu olan yazınız bu gibi.. Sıkıntı değil de kelime kumbarası gibisiniz. Her kelime diğerleriyle nasıl her bir araya gelişinde müthiş tasarruflar oluşturmuş öyle. Şimdi canım demleme bir çay ve sobanın kenarında bir koltuk istedi, bir de radyoda “bazılarından” olmayan güzel bir şarkı.. Tekrar okumak yazınızı.

  2. side

    Anlıyorum,duyuyorum seni,
    hissedebiliyorum…
    gerçekten güzel…
    Güzel…
    Sanki birşeyleri bilir gibi yazmışsın… 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s