Parçalar (Bölüm-1)

Elkins Maria, Redeeming Fragments

İyi ki:

İyi ki de okuyamıyorum aklını kimsenin. Böylelikle bir zırnık iyimserlik bulabiliyorum içimde. Kendimizi kandırma payımızın bizi hayatta tutan bir şey olduğunu bilmek ne tuhaf. Şu sözü defalarca dolaylı olarak söylediğime inanmak ne güç: “İyi ki de kendimi kandırıyorum!”

Sevişmek:

Türkçeyi, söz konusu cinsellik olduğunda daha bir seviyorum. Romantik ve ayrışımsız bir yanı var çünkü. Ayrışımsız yanı, fiiller, isimler ve zamirler diğer dillerdeki gibi cinsiyetlere göre çekimlenmiyor. Romantik yanı da “işteş” fiil tanımında yatıyor. Yapayalnız bir fiil, “ş” sayesinde iki kişiyi ilgilendirebiliyor. Sevmek, “ş” marifeti ile sevişmek oluyor. Sevişmek –Şebnem Ferah’ın da dediği gibi- sevmekten geliyor.

Sabah Siniri:

Yatağımdan ayrıldığımda soğuk tokat gibi çarpmasa, tortop olmuş çoraplarımı yastık yorgan içinde aramadan bir çırpıda bulsam, diş macunu fırçadan başka her yere dökülmese, haber programı ararken koca arayan on(larca) kadının kendilerini aşağılamaları gözüme değmese, haber programında görüp işittiğim yıkım, kıyım, yoksulluk gırla gitmese, evde zırt pırt kahvaltılık bitmese bende ne sabah siniri kalır ne bir şey!

Sürpriz:

Pencere önünde ütü yaparken, pervaza konan sarı gövdeli kuş… Buhara gömülmüş suratımın, kumaşa mecbur kollarımın, ıslıksız ağzımın, dağınık ve biçimsiz saçlarımın, mutlu geçmişimin, bulanık geleceğimin hesabını sorarken, gözümün sapsarı tüylerle ve pembe gagayla buluşuvermesi.

Hayret:

Beni bir türlü terk etmeyen refleks… Mutfağı temizlerken maşrapaya su doldurup içine buz koymama neden olan dürtü… Buzların büyük kısmının suyun dibinde kalışını gördüğümde kedimi Antarktika’ya gitmiş gibi hissetmemin müsebbibi.

Refleks:

En ilkel, en çabasız davranış… (Ben demiyorum, bir alay sözlük bunu söylüyor)

Küfür Kıyamet:

Televizyonu açıp, Amerikan yapımı dekorasyon programında durarak, insanların “eski” eşyalarını değiştirme sebeplerini söylemeleri ardından başlattığım durum.

“Küvetimiz o kadar büyük ki geçerken ayağımı kaç kez çarptım.”

“Hadi s.ktir oradan!”…

“Mutfağın arka bahçeye açılan kapısında bulunan cam buzlu olduğu için orayı seyredemiyorum, bu kapıdan nefret ediyorum…”

“O kapı münasip bir yerine…”

“Bu banyoyu değiştirmenin yalnızca yirmi beş bin dolar olduğunu bilseydim hiç durmazdım!”

“O yirmi beş bin dolar kadar kafana taş düşsün!”

“Ben salağın tekiyim ve bu programı yeniden ve yeniden izliyorum”

“Evet salağım!”

Kurallar:

Uyduğumda kendimden tiksindiğim, uymadığımda benden tiksindikleri ilkeler bütünü.

Özgürlük:

Kendimle getirdiğim hiçbir şey yüzünden hesap vermemek: Irkım, cinsiyetim, dilim… Ve kimseye hesap vermeye mecbur olmadığım seçimleri görebilmek. Seçebilmek, kendi yazdığım şıklar arasından birini. İtebilmek, -canım çektiğinde- diğerlerince yazılanları elimin tersiyle.

Ütopya:

Özgür olabilmek.

Devam edecek…

Reklamlar

2 Yorum

Filed under Parçalar

2 responses to “Parçalar (Bölüm-1)

  1. Çekirge

    Bekliyoruz.. Hepsi yaşamdan kareler, küçük ama anlamlı.

  2. deniz

    ellerine, ruhuna, zihnine sağlık güzel aşkım, yine döktürmüşsün…..
    devam edecek..:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s