Aşk Nerede? – ilk bölüm-

Kalp Ağacı


Avuçlarımın içi yaralı kadınlarla dolu… Sanki kıyıya vurmuş, sedefli kabuklar gibi birikmişler gövdeme, pırıl pırıl. Her yerde onlar, her yerimde: Ergenliğimde, ilk gençliğimde, çarşafımda, yastığımda, gözbebeğimde, gevezeliğimde, sessizliğimde, geç kalmışlığımda, kandırılmışlığımda, şikâyetlerimde. O kadınlardan biri annem, diğeri dostum, ötekisi arkadaşım, komşum, yakınım, yabancım… O kadınların isimleri, benim dört harfli ilk ismimde.

Hepsi işgal edilmiş bir kere! İşgal edilmişler, bir kadının etine dokunmakla yüreğine dokunmanın aynı şey olduğu sanrısını gören erkeklerce. Yarabbi o nasıl bir yanılgıdır! Bir kadının yatağına girmek, onun hayatına girmenin kendisidir diye kim öğretti onlara? Sırf bu yüzden, kadının teninden ellerini çekince kalplerinden de çekip gittiklerini sanırlar ya, ne zalimce!

Dört mevsime aynı anda yurtluk eder kadının belleği. Arzuyu, akılsallığı, şefkati ve bilgeliği dört elementin kucağı gibi içinde taşır. Ona ulaşmak için, dört kapının dördünü de çalmak gerekir. “Kadınlar ne ister?” gevezeliği, onları tek bir ilke ile anlamaya çalışan erkek aklının budalalığıdır. Ama ille de tek yanıt için yalvaranlara hepsi, birçok dilde aynı şeyi söyleyecektir: “ANLAŞILMAK!”

Onu anlamak, bacaklarının arasındaki küçük, sıcak karanlığı anlamak değildir. Onu anlamak, hayallerini anlamaktır, saçını neden öyle taradığını anlamaktır, sevişirken gözlerini neden kapattığını anlamaktır, dünyaya bakışının yanı sıra pencereden dışarı bakışını anlamaktır, milyonlarca gizemli ayrıntısını… Oysa doğal hedeflerinden sapmayan erkekler için bunların alayı teferruattır.  ‘Bilmezler mi, oysa insan kendi doğasına karşı çıkarak doğallaşan tek canlıdır.’(*) Şu halde, et arzusundan sapmayan adam, insanlığın değil, hayvansallığın doğasına mıhlanmıştır.

Avucumda yarım kadınlar, yalnız, yaralı… Bu “y” o kadar dikenli bir “y” ki… Bir kötücülleme arması adeta: “yalnız, yaralı, yorgun, yanılmış, yanmış, yıkılmış, yılmış…” Ve bu öyle bir “y” ki, çölde su arayan birinin sıkıca kavradığı ağaç parçasına benziyor. O “y”ler kadınların peşinde, bulana kadar iz sürüyor. İşte “yalan” da onlardan biri…

Yalanın ozanı kadınlardır değil mi ya aslında, hayatları bir saklanma, kaçma, laf çevirme dilimidir. Oysa ben, bir ağız dolusu sevdiğini söylemekten kaçmayan, aşkı için gözyaşını sakınmayan, lafı dolandırmadan sevdiği kişinin peşinde koşan çok sayıda kadın gördüm. Hatta bunları bir ve aynı anda yapanların yalnızca kadınlar olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Eğer hâlâ onlar yalanın ozanıysa, sazlarından işittiğim mertliğin türküsüdür, ne garip!

Kadınların âşık olma biçimine güzelleme yapmaya ne kelimelerim yetiyor, ne de dimağım. Ama bir mesele var ki, söylemezsem kalem darılır bana: “Kadınlar ne ister?”, değildir asıl soru… Bu bir saptırma! Kadınlar bir talep süngeri değildir. Bir erkeğin onlara asla veremeyeceğiniz şeyleri soğurmak için gözenek gözenek açılan bir yapı değildir onlar.

Kadınlar iz sürücüdürler. Bir erkeğin, şişirilmiş, kolaylaştırılmış, hamlamış kalabalığında azalan ve yitmek üzere bastırılan cevheri bulmak için her taşın altına ellerini uzatırlar. Onlar iz sürücüdürler, kulakları, ağızdan çıkacak sahici bir güzel söz için onlarca boş, ruhsuz cümle çöplüğünü işitir. Onlar iz sürücüdürler, densizliklerin içindeki nezaketi, sönmüş gözdeki ışığı, menfaatin içindeki çocuksuluğu, becermenin içindeki sevişmeyi nerede olsa arayıp bulur; çekip çıkartılar. Ama onlar, avuçlarımın içinde bütün kötücül “y” harfi ile başlayan sıfatları sırtlarına alan kadınlar, işte onlar böyle bir emeğin ardından, dev yalnızlık çukurundan başlarını çıkartıp sorarlar en nihayetinde: “her şeyi buldum iyi de, aşk nerede?”

Kadınlar, iz sürücü kadınlarım –dedim ya-, anlamsızlar evrenindeki anlamları çekip bulan da ve onları erkeklerin derinliksizliğine yükleyenler de kendileridir. Sonra da adına aşk derler! Oysa aşk, bizzat onlardır: Aşkı ararken, aşklaşmışlardır. İşte bu yüzden, avucumdaki kadınlar, bütün “y”lere rağmen pırıl pırıldır.

(*) Alıntı, Tom Robins, Parfümün Dansı

Reklamlar

2 Yorum

Filed under Asıl mesele...

2 responses to “Aşk Nerede? – ilk bölüm-

  1. Çekirge

    Bu kez sadece lirik değil teferruatlar.. Kadının iç dünyasında gizli teferruatları bu kadar mı güzel anlatır bir insan?? Onca dikenli “y” içinde nitelikli bir “y”siniz siz: yazar & yorumlar

  2. taylan kumeli

    canımm
    tümmm Y ler den kurtuldukkk artıkkk…Harika yazmıssın…:))))))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s