Ninni

by: Julia Grigorieva

Hiç uyanmadan yaşayabiliyordu

Dünya koca bir yatak

Kuvvetle muhtemel başını toplu mezarlara yaslıyordu

Hiç görmedi,

Canı yanmadı hiç

Kan oturur yer yer seğiren göz akına

Oturur –etli butlu kalça gibi-

Kızıl kahve tuğlalar üst üste biner;

Bilmekten anladığı bu;

Duvar – duvar – var

Ve ardı yoktur oranın, zamanla daha da eksilir hiç

İnkârdan anladığı bu!

Ha bu arada

Şiir de kahpenin teki

Süs, püs, çarpık bacak.

Bana son hakikati Nazım söylediydi

Benimkisi ahkamdır oldu olacak…

Kalkıp kendime çay yaparım bu kederin üstüne

El etek çekmek gerek oysa,

Tutarlı olmanın başka yolu yok.

Ama işte oturmuş mısralıyorum öfkeyi, iyi mi?

Ne diyordum;

İntihara gitmiş olabilir;

Yeryüzünde kalmış son âşık şu an

Az sonra nesli tükenebilir.

Az sonra –ince/sızılı bir çizgi

Yaşam ve ölüm arasında

El ve bilek arasında

Ama bazısı hiç uyanmadan yaşayabiliyordu

Okyanus, atlas yorgan kimine

Rüya-kabus-sıçrama

Katili REM uykusu sanıyordu.

Canı yanmadı hiç, inanılır gibi değil

Çağ yangınını, ten sıcağı sanıyordu

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Lirik Teferruatlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s