Masum Ağacı (Bir Varmış, Hep Varmış)

Masumun fotoğrafını Ona göstereceğim anı düşündüm de… Bizim minik köpeğimiz(di) Masum… Geçen yıl yitirdik onu. Şöyle düşünmesi daha tatlı geliyor: Şimdi o, tandır kebaplarla dolu bir köpek cennetinde olmalı. Ama  vaziyet başka… Bu kadar çok sevdiğim bir canlının  Masum’un artık bizimle olmadığını ona nasıl anlatacağım?

Ne diyebilirdim Ona acaba?

Hiçbir şey gerçekten yok olmaz derdim tabii ki… Bana bakar ve gözle göremediğimiz şeyleri sorardı, nerede olduklarını. Her şeyin beş duyu ile algılanıp, tasdik edilmesini ister insanoğlu çünkü… O da öyle yapardı… Yapacaktır…

Onun kim olduğundan söz etmeyeceğim şimdilik… Zamanı gelince tanıyacaksınızdır elbet ama şimdilik bir gelecek zaman kişisinden söz ettiğimi bilmeniz yeterli… Önümüzdeki günlerde cümlelere özne, şiirlere mevzuu olacaktır kısmetse.

Evet… Hiçbir şeyin gerçekten yok olmadığını öğretmek ne zordur bilmeyene… Üstelik kimi kez, kendi görüş alanımızdan çıkan şeylerin yitip tükendiğini sanırız. Bu, bizim yer yüzündeki ilk yanılgılarımızdandır. Bu yanılgımız tamamen ortadan kalkmaz hiç. Söner, azalır, unutulur ve dahası şekil değiştirir. Ama dediğim gibi asla tamamen ortadan kalkmaz.

Aldatıldığını bilen bir kadınla, bilmeyen bir kadın aynı değildir o yüzden. “Çimlere basmayın” yazısını görene dek, çimlerde gezinmek özgür hissettirir. Bilginin gölgesi üzerimize çökene dek, cahilliğin yalancı aydınlığında eğleniriz.

Ama gerçekten yok olmaz hiçbir şey. Varlık öyle ya da böyle kendisini diretecektir. Reddetmekse bir tüketim yolu değildir. İnkârla ortadan kaldırılamaz hiçbir şey… Ölümler ve kayıplar dahi, silip götürmez var olanı… Dedim ya, söndürür, azaltır, unutturur ama şekil değiştirerek başka türlü var olduğu gerçeğini değiştirmez.

O yüzden, O ilk önce kulaklarını tıkamamayı öğrenmeli. Sesleri duymadığında bile şarkıların çınladığını, gerçeklere sırt çevirdiğinde bile onların bütün dirençleri ile haykırılmak üzere beklediğini bilmeli. Göz yummamayı öğrenmeli sonra… Derin uykuların, hayatı kuma değen su gibi silmediğini bilmeli. Gözlerinin perdesi indiğinde, oyunun sona ermediğini de… İnsan duyularının kapılarını kapattığında, gerçekler ölmez anlamalı! Ölümün bile yok edemediğini hâttâ… Bunu bile anlamalı…

Evet ya… Ölüm bile yoklukla eş anlamlı olamaz…

Şeyler birbirine dönüşür.

Masum’un resmini gösterirdim Ona. Dönüştüğü çiçeği gösterirdim sonra… Toprağın altına uzanan bedeninin ayrıştığı zerreleri hayal edebilir, o zerrelerin toprakla bir olduğunu keşfedebilir, sonra bir tohumu beslediğini anlayabilirdi. Tohum, toprağı yarıp göğe uzanabilir; bulutlardan yağmuru çağıracak denli büyüyebilirdi. O zaman, çiçekken yağmur olurdu masum… O, Masum’u böylelikle tanıyabilirdi. Öldüğünü söylediğimiz her şeyi…

Yeter ki, hiçbir şeyin tamamen yok olmadığını bilsin. Yeter ki, reddetmesin var oluşun gücünü… Ona anlatırdım. Ona, böyle anlatırdım… Anlatacağım da…

Reklamlar

1 Yorum

Filed under Teferruatlar

One response to “Masum Ağacı (Bir Varmış, Hep Varmış)

  1. ellerine saglık…bir damla gözyaşı suladı o güzel agacı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s