Biz Marjinaller, Çapulcular…Biz Teroristler…

marjinal diyorsunuz…

aşırı uç diyorsunuz…

haklıyken haksızlık diyorsunuz…

Ben bunları çok iyi anlıyorum ve kızmak yerine kendimce içten bir anlayış duyuyorum.

Çünkü ak parti seçmeni olan arkadaşlarımın, bu zulmün, bu kıyametin, bu haksızlığın odaklarına oy verdiklerine inanmayı gönüllerinin kaldırmadığını düşünüyorum. Benim bu kadarına içim elvermezdi, öyle ya.

“Ben mi getirdim bu zalimi başa? ” derdim. “Hayır olamaz, bu benim inanıp peşisıra yürüdüğüm lider olamaz” diye iççatışmalar yaşar dahası hakkındaki gerçekleri reddederdim. Kararlarını sorgulamasam bile bir an dururdum yalnız; gencine yaşlısına, çoluğuna çocuğuna kimyasal silahla saldırdığını fark edince; silahsız bu insanların çektiği eziyete bakıp bu “bu kadarı kesinlikle gerçek değildir” diye muhakemeyi yapar ama sonuçtan içim elvermez, havsalam almaz, itiraz ederdim. Ben bu duyguyu çok ama çok iyi anlıyorum…

O yüzden fotoğraflara montaj, arşiv deniyor sanırım… Dahası, konuşulanlara abartı, konuşanlara çapulcu, direnenlere marjinal, sivilitaatsizliklere terorizm yakıştırmaları yapılınca kabul görüyor. Dedim ya, anlıyorum…

Şimdi ben de sizin beni anlamanızı istiyorum:

Ayağı sakat olan kardeşimin, sabahın 5.25’inde bana gönderdiği ve bizzat çektiği boğaziçi köprüsü yürüyüşü mü montaj?

76 yaşındaki babaannemin, Ankara direnişine gidip biber gazı yiyerek kendisini önünden geçen ilk otobüse atıp “ben böyle zulüm görmedim” diye haykırması mı abartılı?

Müzisyen kuzenimin, beni arayıp sopalarla sloganlarından başka bir şeyi olmayan insanları avlıyorlar demesi mi terorizm?

Mahallemde oturan, ekmeğinin kavgasına düşmüş tezgah manavının tencere tava çalarak “artık yeter, yoksulluk yeter, zulüm yeter” diye isyan etmesi mi marjinallik?

Yazarlığımı, terziliğimi, felsefeciliğimi ve her sabahın köründen akşamın yarısına dek döktüğüm alınterini bir köşeye koyarak ya da sevdiğim, evlendiğim adamın akademik unvanını, hekimliğini hiçe sayarak yalnızca haksızlığa daha çok susmadığımız için o enfes sıfatı, yani çapulculuğu aldım, bağrıma bastım…

Ama bir durup düşünün:

Biz marjinalmişiz öyle mi? Çayı, sigarası ve televizyon dizileri olan babaannem yani… Çocuğunun altını temizleyen ben, 93 model toyotasını pazarları elektrik süpürgesiyle temizleyen kocam, günde 13-14 saat çalışan annem, türk sanat müziği korosunu hobi edinmiş babam, domatesli makarnasıyla destan yazan kuzenim, can erik seven kardeşim, bir dondurmaya tav olan Ceren’im marjinal …

Biz normal insanlarız, bizi anlayın….

Normaliz fakat “normalleştiremiyoruz” bizi anlayın!

Zulmü, yasakları, sindirilmeyi, susturulmayı, yatağımızdan cüzdanımıza uzattığınız o elleri normalleştiremiyoruz.

Normaliz… Eğer bizimle makul konuşma platformları kurabilseydiniz, olanca zekamız ve olanca normalliğimizle biz de size “söz” ile karşılık verirdik.

Bizden normal tepkilerimizi aldınız. Elimizde biber gazı yok, belimizde jop ve silah yok, portakal gazını atmayı değil solumayı biliriz sadece, toma ehliyetimiz de yok bizim…

Sloganlarımız, biraz öfkemiz çokca inancımız var…

Anlayın…

Bu zulmün normal karşılanamayacağını, tepeden tırnağa dirilişin de normal bir şey olmadığını anlayın…

Elif Ezgi Uzmansel

Reklamlar

1 Yorum

Filed under Asıl mesele...

One response to “Biz Marjinaller, Çapulcular…Biz Teroristler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s